İbn-i Sina Kimdir ?

0
118
views

İbn-i Sina Kimdir ?

İbn-i Sina 980 yılında Buhara yakınlarında bir köy olan Efşene’de doğmuştur. İslam dünyasında İbn-i Sina künyesiyle meşhur olup, Ortaçağ alimleri tarafından kendisine verilen eş-şeyhü’r-reis ünvanı ile de bilinir. Batı dünyasında ise İbn-i Sina “Avicenna” ismi ile anılır. Batı aynı zamanda İbn-i Sina’yı “filozofların prensi olarak da nitelemiştir.

İbn-i Sina’nın babası iyi öğrenim görmüş birisiydi. İbn-İ Sina’nın yetiştiği ev ilmi bilgilerin tartışılıp konuşulduğu bir merkez konumundaydı. Bu yüzden İbn-İ Sina daha küçük yaşlarda felsefi ve ilmi konulara aşinalık kazanmıştır.

İbn-i Sina çocuk yaşlarda üstün zekası ile dikkat çekti. Küçük yaşlarda Kuran Kerim’i ezberlemiş, dil, edebiyat, akaid ve fıkıh üzerine dersler almıştır. İbn-i Sina aritmetik, geotmetri, felsefe ve mantık gibi alanlarda önce babasından daha sonra ise çeşitli hocalardan dersler alarak yetişti. İbn-i Sina ilmi alanlarda oldukça iyi bir seviyeye geldi. Öyle ki bir süre eserleri kendisi okumuş ve çözmüştür.

İbn-i Sina tıp alanında da genç yaşlarda çok iyi bir seviyeye geldi.  Kendisine bu alanda Ebu Sehi İsa b. Yahya el-Mesihi ve Samanilerin saray hekimi Ebu Mansur Hasan b. Nuh el Kumri dersler vermiştir. İbn-i Sina bu alanda da hocalardan ders aldıktan sonra eserleri kendi okumaya başlamış ve iyi bir seviyeye gelmiştir. İbn-i Sina  tıp alanında daha 16 yaşında iken o dönemdeki  birçok tabib tarafından tıpta otorite olarak kabul edilmiştir.

Tıp alanında geldiği konumla ünü yayılan İbn-i Sina, Samani hükümdarı Nuh b. Mansur’un ağır bir hastalığa yakalanması sonucu saraya davet edildi. İbn-i Sina saray hekimleri ile birlikte çalışmalar yürüterek hükümdarın tedavisinde başarılı oldu.  Bu vesileyle İbn-i Sina daha 18 yaşında iken saray hekimliğine getirildi. İbn-i Sina saray hekimliğine getirilince aynı zamanda sarayın kütüphanesinin ve imkanlarının sayesinde alanında daha da ileri gitme fırsatını elde etti.

İbn-i Sina’nın hayatında babasının ölümü kırılma noktası olarak sayılabilir. Zira bu yıllardan sonra hayatında siyasi ilişkiler yoğunluk kazanmıştır. Babasının ölümünden birkaç yıl sonra devlet yıkıldı. İbn-i Sina bu gelişmenin ardından Buhara’yı terketti. Daha sonra çeşitli bölgelere seyahat eden İbn-i Sina nihayetinde Harizm’de bir kasaba olan Gürgenç’e yerleşti.

İbn-i Sina yeni yerleştiği bölgede de itibar gördü.  Bulunduğu bölgenin mahalli emiri Alİ b. Memun kendisine maaş bağladı.  Emirin sarayında birçok alim bulunuyordu. Bu alimlerin başlıcaları Biruni, Ebu Sehl el-Mesihi ,İbn Irak ve İbnül Hammar’dır.  İbn-i Sina bu alimlerle birlikte ilmi faaliyetlerde bulunmuştur.

Gazneli Mahmud Emir Ali’ye yazdığı mektupla alimleri sarayına davet etti. İbni Sina bu daveti redderek, Gürgenç’ten ayrıldı. İbn-i sina çeşitli şehirleri dolaştıktan sonra Cürcan’a yerleşti. Burada daha sonra kendisinin yanından hiç ayrılmayacak ve biyografisini kaleme alacak olan Ebu Ubeyd el-Cüzcani ile tanıştı. Cürcan’da rahat bir ortama kavuşan İbn-i Sina burada birçok eseri kaleme almıştır.

İbn-i Sina Cürcan’da yaklaşık iki sene kaldıktan sonra Rey’e yerleşti burada Büveyhi Devleti’nin valisinin hasta olan oğlu Mecdüddevle’nin tedavisini üstlendi. Mecdüddevle’nin tedavisinden sonra İbn-i Sina Hemedan’a gitti. Daha sonra kulunç hastalığına yakalanan Büveyhi hükümdarı Şemsüddevle’yi  tedavi etmek amacıyla saraya çağrıldı. İbn-i Sina hükümdarın tedavisinde başarılı oldu ve onun dostluğunu kazandı. Kendisine Şemsüddevle tarafından vezirlik teklif edilen  İbn-i Sina bu teklifi kabul etti. Ancak ordu içerisinde huzursuzluklar baş göstermişti. İsyancılar İbn-i Sina’nın evini kuşattı ve onu hapse attı ve Şemsüddevle’den öldürülmesini istediler. Şemsüddevle bu isteği reddettiyse de isyancıları yatıştırabilmek için İbn-i Sina’yı görevinden uzaklaştırdı. İbn-i Sina saraydan ayrılarak bir evde gizlenmek zorunda kaldı. Şemsüddevle’nin hastalığının tekrar nüksetmesi üzerine İbn-i Sina yeniden saraya çağırıldı ve hükümdarın tedavisini üstlendi. İbn-i Sina vezirlik makamına da yeniden getirildi. İbn-i Sina gündüzleri devlet işleriyle geceleri ise ilmi derslerle uğraşıyordu.  Şemsüddevle katıldığı bir seferde hastalandı ve dönüş yolunda vefat etti. Ardından oğlu Semaüddevle başa geçti. Yeni hükümdar vezirlik görevinde İbn-i Sina’nın devam etmesini istedi . Fakat İbn-i Sina bunu kabul etmedi. Bunun üzerine Büveyhiler ile arası açıldı. İbn-i Sina bir süre gözden uzak bir şekilde yaşadı.

İbn-i Sina ile Büveyhiler arasındaki gerginlik her geçen zaman arttı. Şemsüddevle’nin oğullarından birisi olan Tacülmülk İbn-i Sina’nın Kakuyilerin hükümdarı Alaüddevle ile gizlice mektuplaştığını iddia etti. İbn-i Sina bu suçlamalar üzerine Ferdecan Kalesi’ne hapsedildi. Alaüddevle Hemedan’a bir sefer düzenleyerek İbn-i Sina’nın serbest kalmasını sağladı. İbn-i Sina bu olaylardan sonra Hemedan’dan ayrılarak Taberan’a yerleşti. İbn-i Sina burada Alaüddevle’nin yakınları tarafından karşılanarak misafir edildi. İbn-i Sina Alaüddevle’nin meclisine katılarak büyük itibar gördü. Alaüddevle daha sonra İbn-i Sina’yı vezirlik makamına getirdi. İbn-i Sina’nın şöhreti İsfahan çevresinde de yayıldı. İbn-i Sina bu dönemde ilmi çalışmalarına ağırlık vererek astronomi, matematik, musiki ve tıp gibi alanlarda eserlerini geliştirdi ve yeni eserler telif etti. Gaznelilerin hükümdarı Sultan Mesut’un İsfahan’ı alması üzerine İbn-i Sina’nın evi ve kütüphanesi yağmalandı. İbn-i Sina bu olaylar üzerine büyük bir sarsıntı geçirdi ve kulunç hastalığına yakalandı. İbn-i Sina kendini tedavi etmeye çalıştı. Fakat bu hastalıktan tam olarak kurtulamadı. Alaüddevle ile beraber Hemedan’a çıktığı seferde hastalığı tekrardan arttı ve Hemedan’a ulaştıklarında vefat etti. İbn-i Sina’nın kabri Hemedan’dadır

İbn-i Sina İslam Felsefesi geleneğine hakim olmuş bir felsefe sistemi kurarak bir çok İslam filozofunu görüşleri ile etkilemiştir. Özellikle tıp alanında yazdığı El Kanun Fi’t-Tıbb adlı eseri başta olmak üzere birçok eseri Asya ve Avrupa’da üniversitelerde ve okullarda 600 yıl boyunca kaynak kitap olarak okutulmuştur. İbn-i Sina astronomi alanında takvim çalışmaları yapmış, mikrometreyi ve Azimut kadranını bulmuştur. İbn-i Sina tıp yönü ile ön plana çıkmış, aynı zamanda matematik, astronomi, fizik, musiki, geometri ve felsefe gibi alanlarda da görüşleri ve eserleri ile kendisinden sonra gelen birçok filozofu ve bilim adamını etkilemiştir.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here